Organik Heykel mi?


Bu sayfalar bir bahçe etkinliğini performatif sanata ya da tersiyle sanatı bir bahçe etkinliğine dönüştürme kaygısını anlatıyor olacak. Sosyal bir ağ oluşturma, paylaşma, öğrenme, öğretme, deneyimleme gibi bir çok durum birbirini etkiliyor olacak. Organik Heykeli ileri tarihlerde tartışmayı düşündüğüm bir Ekolojik Sanat  etkinliği olarak görebiliriz.

Burada “sanatı” ne çok büyütüyor ne de hor görüyorum.  "Sanat" kavramını herhangi bir sanat türünün kalıbına/biçimine ihtiyaç duymadan süreç içerisinde pratikten teoriye ya da hiç sınırlamadan teoriden pratiğe gelişmekte olan bir etkinlikler zincirini tanımlamak için kullanıyorum. 

Örneğin 30 Mart 2011 tarihinde "Serbest Dolaşım" adlı benim heykellerimin de olduğu bir karma sergide yaptığım gibi, isteyenlere kendi yetiştirdiğim pembe domates tohumlarını dağıtmayı sosyal içerikli performatif bir sanat olarak tanımlayabiliriz. 


Günümüzde biliyoruz ki sanat dediğimiz şey önceden bize tanımı verilmiş bir kavram değil. Bence sanat, sanatçının kendi sınırlarını koyduğu ve kavramlarını oluşturduğu bir yapı ya da yapma eylemidir. Özellikle 60’lı yıllardan itibaren gelişip yayılan sanat akımlarıyla birlikte sanatçılar kendi sınırlarını ve tanımlarını geliştirdiler. Örneğin Arazi Sanatı ya da Performans Sanatında her sanatçının kavramsal anlamda farklı boyutlarda çalışmalar verdiğini, her sanatçının farklı yaklaşımlarının ve söylemlerinin olduğunu görürüz. Bunun anlamı herşeyden önce çokluktur. Sanatın biçimi, malzemesi, rengi, şekli, mekânı ve zamanının olamadığıdır. Sanatçı bunu anladığı ölçüde yaratma ya da yapma eylemi açık bir yapıya dönüşür. Bu açık yapı aslında özgürlükçü bir yapıdır. Bu, sanatçıya istediği zaman özeleştirisini yapma ve sanatını yeniden oluşturma özgürlüğü kazandırır.

Alaattin Kirazcı